Follow by Email

25 Mart 2014 Salı

YÜRÜTMEYİ DURDURMA AÇIKLAMA VE BELGESİ..‏


Birlikte yeneceğiz…

Kültür Bakanlığının her yıl dağıttığı ‘ödenek’ için bu yıl birçok tiyatroyu cezalandırdığını öğrendiğimizde üstümüze atılan bu kara örtüden birlikte kurtulacağımızı düşünen alandaki onlarca tiyatro ile bir araya geldik.

Ses Tiyatrosu’nda buluşup mücadele kararlığımızı açıkladık ve ardından Türkiye Barolar Birliği Genel Merkezi’nin çağrısı ile gerçekleştirdiğimiz Hukuk Sanat Buluşması’nda ‘dava açma süreci başlatma’ kararı doğrultusunda Baro’nun katkılarıyla davalarımızı açtık.

Orta Oyuncular Tiyatrosu ilk yürütmeyi durdurma kararı alan tiyatromuz oldu. Arkası gelecektir. Dava açan tüm tiyatrolar kazanacaktır. AKP hükümetinin ve onun kültür bakanının haksız-hukuksuz dayatması son bulacaktır.
Biz sanat alanında örgütlenmiş yapılar ülkemize, ülkemiz sanat alanlarına yapılan tüm saldırılarda ortaklaşma kararlığımızı sürdürdüğümüz sürece kaybeden gericilik olacaktır.

TÜSAK adıyla ortaya atılan tuzaktan da böyle kurtulacağımıza inancımız sonsuzdur.

Bu sene ülkemiz tarihinde bir başka ilk te Alternatif 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi’nin ortaklaştırılmasıdır.
Bildiriyi yazan değerli Yücel Erten’e ve altına imzalarını koyan tüm sanat örgütlerine birlikte mücadele kararlığı adına teşekkür ederiz.

Sanatçılar Girişimi






21 Mart 2014 Cuma

27 MART 2014 DÜNYA TİYATRO GÜNÜ ALTERNATİF BİLDİRİSİ

Sanat Örgütlerinin ortak kararı ile bu yıl bildirimizi Sayın Yücel Erten kaleme almıştır.

Bildirimiz şu ana kadar;

Sanatçılar Girişimi
Tiyatro Platformu
Türkiye Tiyatrolar Birliği
UPSD
TEB
Özerk Sanat Konseyi
TOMEB İst. ŞUBE

tarafından imzalanmıştır ve tüm sanat örgütlerin imzaları için dolaşımdadır.

Saygılarımızla

27 MART 2014 DÜNYA TİYATRO GÜNÜ
ALTERNATİF BİLDİRİSİ

Bugün “Dünya Tiyatro Günü”. Yeryüzünün dört bir bucağında şenliklerle kutlanıyor. Bu yurdun sanatçıları olan bizler ise, şenlik düzenlemek bir yana, kaygı ve isyan duygusu içindeyiz.
İktidara hakim zihniyet, ülkemizde sanata topyekûn savaş açmış görünüyor. Gün geçmiyor ki sanat alanlarımız, gerici bir zihniyetin alelacele çırpıştırdığı yıkımcı buyruklarla karşılaşmasın.
Gözdağı, baskı, tehdit, sansür, rant ve yıkım, sanat alanlarımızın ve kurumlarımızın Alikıranbaşkeseni oldu.
Dans beldenaşağı, heykel ucube, resim müstehcen, edebiyat sakıncalı, opera lüks, orkestra zulüm, sinema ayıp, tiyatro tehlikeli, kitaplar bomba sayılıyor.
İnsanlığın ortak mirası olan kültürel ve tarihi dokular,saygısız bir talan furyası ile karşı karşıya.
Sanat eğitimi gecekonduya sıkıştırıldı.
Sanat üretilen ve sunulan yapılar ya alışveriş merkezine ya da karakola dönüştürüldü.
Sansür gündelik olay halini aldı.
Sokak sanatçılarına karşı baskı ve taciz, aldı başını yürüdü.
Özel tiyatrolar, koşullu sadakaya bağlandı. Destek fonuna kabul edilemez,çağgerisi bir‘ahlaki ve milli değerler’ kapanı kuruldu.
Yerel yönetim tiyatroları belediye memurlarının meşrebine mahkûm edildi.
Adına TÜSAK denilen bir fetva ile cumhuriyetin gözbebeği sanat kurumları için idam fermanı düzenlendi.
Dozerler, TOMAlar, gaz fişekleri, akrepler ve çıyanlar, özgür düşüncenin, bilimin ve sanatın kapısında nümayiş halinde...
Bütün bunlar karşısında,yandaş medya kör ve sağır. Üniversitelerin tiyatro bölümleri kıpırtısız. Kültür Bakanlığı uzman, memur ve danışmanları önünü ilikliyor. Uluslararası Tiyatro Enstitüsü’nün Türkiye Milli Merkezi de tabuttaymışçasına suskun…
Sanat kurumlarımız zaman içinde aşınmış ve yıpranmış olabilir.
Buna yol açan, çağın isterlerine yanıt veremeyen eskimiş yasalar, siyasilerin ve yöneticilerin ihmalleri, orantısız derecede düşük bütçe ve yatırımlar, moral bozucu çifte standard uygulamaları ile asılsız ve orantısız suçlamalardır.
Çok iyi biliyoruz ki, mevcut durumdan sanatçılar da hoşnut değildir. Ve çözüm üretmek için çalışmaktan geri durmamış, emek vermiş, öneriler ortaya koymuşlardır.
Ne var ki iktidardaki zihniyet, bu birikime kulaklarını tıkamıştır. Kurumları onaracak, iyileştirip geliştirecek rasyonel tedbirleri almak yerine, yıkımcılık yolunu; halkın sanat ihtiyacını uygun şekilde karşılamak yerine de, kâr ve rant yolunu seçmiştir.
Biz sanatçılar, ustalarımızdan el aldık.Sanatımızı öğrenirken, insanı görmeyi, insanı sevmeyi öğrendik.
Siyasal rant oyunlarını değil, oyun sevinciyle gönülleri fethetmeyi öğrendik.
Dansederken;yerçekimine meydan okumayı, insanların bedenine ve ruhuna kanat takmayı öğrendik.Biz bedenimize çelik bir disiplin kazandırmak için parmakucuna çıkarken, sıçrarken; toplumu yüceltmenin, sıçratmanın düşünü paylaştık.
Çoksesli şarkılarımızı söylerken;kulaklardaki ve zihinlerdeki duvarları yıkmayı öğrendik.Arşe çekmeyi, üflemeyiöğrenirken;insanların yüreğine su serpmeyi, zihnine ışık tutmayıöğrendik.
Biz fırçamızla renkleri türküye ve halaya dönüştürmeyi; ağaç, toprak, taş ve tunca Kybele anamızla Nasreddin babamızıkoymayı öğrendik.
Sesimizi, diaframımızı, kulağımızı, ellerimizi, bedenimizi eğitirken;insanlığın doğrularını savunmak için sesimizi gürleştirmeyi de öğrendik.
Sadece ezber yapmayı öğrenmedik; darkafalı siyasetçilerin, sömürgenlerin, aymazların ve çıkarcıların ezberini bozmayı da öğrendik.
Orkestralarımız uyum içindeki çoksesliliğin simgesidir.
Sahnelerimiz insanlığın kendisiyle yüzleştiği, tarihiyle ve geleceği ile hesaplaştığı, iyi ile kötüyü ayırdettiği, önyargılarla savaştığı, aydınlığa ulaşmaya çalıştığı şenlik alanlarıdır.
Sessizliğin içindeki çığlığı, heyecanın barındırdığı dönüşümü, gözyaşının arındırıcı hızını, kahkahanın devrimci gücünü; avuçlarımızda su taşırcasına seyircimizle paylaşırız.
Ama biz sanatçılar yalnızca duygular dünyasının ve ilhamın değil; aynı zamanda aklın, bilginin, bilincin, vicdanın ve emeğin kuracağı, yeni ve güzel bir dünyanın neferleriyiz. Daha uygar bir dünya, kardeşçe ve daha iyi bir yaşam ve daha duyarlı, daha birikimli bir toplum; biz sanatçıların vazgeçilmez düşüdür. Bu yüzden sonunda, divan kurup yasa yapmayı da öğrendik.
Bu bağlamda: Sanat kurumlarımızın yokedilmesi girişimine sonuna kadar karşı çıkacağız! Susmayacağız, çünkü sanatçı son sözü karanlığa bırakmaz!
Şunu söylemek ve savunmak, büyük savaşçı ve büyük sanatkâr Mustafa Kemal’e, cumhuriyetin kurucularına, yurdumuzun sanat öncülerine, bizleri yetiştiren aziz öğretmenlerimize, halkımıza ve tarihe karşı borcumuzdur:

Er ya da geç, yurdumuzda bilim ve sanat özgür, kurumları özerk olacaktır!...

10 Mart 2014 Pazartesi

OMUZ OMUZA ÖZGÜR GÜNLERE…


Zindanlar boşalıyor..
Zincirler kırılmaya, prangalar parçalanmaya, karanlık hücreler aydınlanmaya başladı.
O hücrelerde de namuslu duruşlarıyla, yurtsever bilinçleriyle aydınlık saçan Ergenekon tutsakları, şimdi bu aydınlığı bütün ülkeye taşıyacaklar.
Hukuk ve adalet cellatları ise, cinayetlerinin hesabının sorulacağı günlerin hiç de uzak olmadığının bilinciyle ve korkusuyla, kendi içlerinin karanlığına daha çok gömülmüş olmalılar.
Masum insanlara, tek suçları ülkelerini sevmek olan yurtseverlere birbiri ardına ömür boyu hapis cezalarını yağdırırlarken, oturdukları kürsülerde sonsuzca dokunulmaz kalacaklarını sanıyorlardı.
Bu gibi uşak ve cellat ruhlu hukuk katillerine verilecek en büyük ceza ise, saygın mesleklerine sürdükleri kara leke nedeniyle bu mesleği ona layık olanlara bırakarak çekip gitmeleridir.
Ergenekon tutsaklarının özgürlüklerine kavuşması, zindanlarda alçakça çürütülmekte olan Balyoz tutsaklarının da özgürlüğe kavuşmalarının önünü açmıştır.
Yargıtay, üzerine düşen karanlık gölgeden kurtulmak istiyorsa, bu konuda gereken neyse yapmalı, Türkiye’de hukuk kurumu layık olduğu evrensel değerine, kimliğine bundan böyle geri dönülemeyecek biçimde kavuşmalıdır.
Ergenekon’un başsavcısına gelince…
Ortalıkta bir yalan abidesi, gerçek bir ucube gibi dolaşmayı sürdürüyor.
Ülkenin ondan kurtulacağı günler de asla uzak değil…
Omuz omuza, özgür günlere yürüyüşümüzü, şimdi daha güçlü sürdüreceğiz…







     SANATÇILAR GİRİŞİMİ

4 Mart 2014 Salı

SANAT ÖRGÜTLERİNDEN ORTAK AÇIKLAMA


Tüsak Yasa Tasarısının varlığı,Meslek Kuruluşları ve Sivil Toplum Örgütlerince, yazılı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na defalarca soruldu. Ancak böyle bir çalışmanın olmadığı resmi olarak bildirildi.
“YALAN” SÖYLENDİ.

Bir yıldır gizlenen taslak, ancak toplantıdan üç gün önce Bakanlık tarafındanresmi olarak ortaya çıkarıldı vetoplantı çağrısı yapıldı.
BU BİR “DAYATMA”DIR.

3 Mart 2014 tarihinde toplantıya girdiğimizde, sanat üreten kuruluşların ve temsilcilerinin azlığını gördük, sanat alanı ile ilgili birçok uzman kişi ve kuruluşun çağrılmadığını,katılma taleplerinin deBakanlıkça reddedildiğini öğrendik.
BU TERCİH “MANİDAR”DIR.

Bakanlığın bu toplantıyla,devletin sanat kurumlarını yok ederek, ülkemizin kültür sanat yaşamını hükümetlerin güdümüne teslim eden ve sanatı ticarileştirecek olan bu taslağı meşrulaştırarak, katılımcıları bu yok edişe ortak etmeyi amaçladığı görüldü.
BU “KÖTÜ NİYET”TİR.

Türkiye’deki sanatı Bakanlar Kurulunun atayacağı 11 bürokratın yönetmesini öngören bu taslağın yasalaşması halinde;
  • Sanatın her disiplini hükümetlerin güdümüne ve piyasa koşullarının acımasızlığına terk edilecek,
  • Halkımız devlet kurumlarının erişilebilir bedellerle sunduğu bilet fiyatları yerine astronomik rakamlar nedeniyle sanattan mahrum kalacak,
  • Bu alanın tüm çalışanları, açık bir mağduriyete mahkûm olacak ve sanat özgürlüğünü yitirecektir.
BUNLAR ORTAĞI OLAMAYACAĞIMIZ BİR “İHANET”TİR.
İŞTE BU GEREKÇELERİ AÇIKLAYARAK TOPLANTIYI TERK ETTİK.

Adana Filarmoni Derneği
Alternatif Tiyatro Platformu
Ankara Çoksesli Müzik Derneği (AÇMD)
Ankara Devlet Konservatuvarlılar Derneği (ADK-DER)
Antalya Filarmoni Derneği
Besteciler Orkestra Şefleri ve Müzikologlar Birliği (BESOM)
Bursa Filarmoni Derneği
Çağdaş Sanatlar Vakfı (ÇAĞSAV)
Çoksesli Korolar Derneği
Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı  (TOBAV)
Devlet Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (DETİS)
Emin Türk Eliçin Kültür Sanat Vakfı
Evrensel Kültür
Güzel Sanatlar Birliği Resim Derneği
Heykeltıraşlar Derneği
Homur Mizah ve Karikatür Grubu
İstanbul Şehir Tiyatrosu Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN)
İzmir Filarmoni Derneği
Karikatürcüler Derneği
Karşı Sanat Çalışmaları
Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat Sen)
Kültür ve Sanat İşgörenleri Sendikası (Kültür Sanat İş)
Kültürlerarası İletişim Disiplinlerarası Sanat Derneği
Müzik Eğitimcileri Derneği (MÜZED)
Nazım Hikmet Kültür Merkezi
Opera Koro Sanatçıları Derneği (OKSDER)
Opera Solistleri Derneği (OPSOD)
Opera ve Bale Sanatlarını Geliştirme Vakfı (OBV)
Özerk Sanat Konseyi
PEN Türkiye
RED Fotoğraf Grubu
Sanatçılar Girişimi
Sanatçılar Sanatseverler Kültür ve Dayanışma Derneği (SANSEV)
SenaristBir
Sinema Sanatçıları Sendikası (SİNE-SEN)
Sinema ve Televizyon Yazarları Derneği (SENDER)
T. C. Sanatçı İnisiyatifi
Tiyatro Eleştirmenler Birliği
Tiyatro Oyuncuları Meslek Birliği (TOMEB)
Tiyatro Platformu
Türk Dünyası Kültür ve Sanat Derneği
Türkiye Filarmoni Derneği
Türkiye Kültür ve Sanat Hizmetleri Kamu Görevlileri Sendikası (Türk Kültür Sanat Sen)
Türkiye Sanatçılar Hareketi
Türkiye Tiyatrolar Birliği
Türkiye Yazarlar Sendikası
Uluslararası Plastik Sanatçılar Derneği (UPSD)
Çalışan ve Emekli Sanatçılar
Konservatuvar, Güzel Sanatlar ve Sanat Eğitimi Bölümleri Öğrencileri
Konservatuvar, Güzel Sanatlar ve Sanat Eğitimi Bölümleri Öğrenci Velileri

Sanat Eğitimcileri