Follow by Email

30 Kasım 2013 Cumartesi

Bugünkü basın toplantısında 14 tiyatrocu tarafından okunan metin:




Biz tiyatrocular diyoruz ki:
Bugün ülkemizde, otoriter polis devleti hevesi ile dinci faşizm iştahı el ele vermiş, temel insan hakları ile insanlık değerlerini hiçe saymaya ve adım adım yok etmeye kararlı görünüyor.
İktidar, bu doğrultuda, kültür ve sanat alanlarına da kıyıcı, yıkıcı, yokedici, kurutucu bir tutumla saldırmaktan geri durmuyor.
Bale sanatını belden aşağı, resim ve heykel sanatını ucube olarak nitelendiren, Fazıl Say’ı düşünce suçlusu ilan eden, Yunus Emre’den Edip Cansever’e kadar bir yazın ordusunu sansürleyen bu zihniyet; sahne sanatlarının her alanına var gücüyle yükleniyor.
Devlet Tiyatrolarını, Devlet Opera ve Balesi ile orkestralarını, ülkenin sanat hayatından silme girişimleri durmadı, durulmadı. Biz tiyatrocular bu gaflet karşısında susmadık, susmayacağız!
Yerel yönetimlere bağlı Şehir Tiyatrolarına boyunduruk vurarak evcilleştirme girişimlerine sessiz kalmadık, kalmayacağız!
İstanbul Atatürk Kültür Merkezi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi, Karaca Tiyatrosu, Duru Tiyatro, Emek Sineması, Ankara Akün ve Şinasi Sahneleri gibi sanat yuvalarına yönelik yıkımcılık çabalarına karşı durduk, karşı duracağız!
Şimdi özel tiyatrolara destek konusunun da, ürkünç bir keyfilikle, meşrep bezirgânlığına dönüştürüldüğüne tanık oluyoruz.
Somut demokratik ilkelerden ve bilimsel ölçütlerden yoksun, “Ben kurdum oldu” anlayışı ile tayin edilmiş, yarıdan çoğu bakanlık memurlarından oluşan bu kurulun, kararlarından ortaya çıkan gerçek şudur:
“Siyasal ve düşünsel yönelimleri ayrıştırır, sakıncalı bulduklarıma vermem. Yapay haklı-haksız tartışmaları oluşturarak, sonuçta ulûfe veya sadakaya indirger, yandaş peyleme mekanizması olarak kullanırım.”
Oysa kültür-sanat alanlarına yapılan bütün yatırımların kaynağı, halkın ödediği vergilerinden oluşur. Kimse bu parayı sünnet takılarını bozdurarak temin etmiş değildir.
Toplumun düşünsel ve duygusal esenliği için harcanacak bu kaynakların dağılımında; uygar, demokratik ve akılcı ölçütler oluşturmak gerekir. Bunu da ancak özerk yapıda kurum ya da kuruluşlar yapabilir. İster ödenekli, ister özel tiyatrolarda olsun; bozmaca yönetmelikler ve düzmece kurullarla yapılan iş, ahmak ıslatan gibidir.
Destek için başvuran, başvurmayan, başvurup destek alan, başvurup destek alamayan, destek alıp da reddeden biz tiyatrocular, bir bütün halinde bu kurnazlığın da maskesini düşüreceğiz. Susmuyoruz, susmayacağız!
Uygar dünyanın bu konudaki yöntemi de özgürlük ve özerklik kavramlarında yatar.
Biz tiyatrocular diyoruz ki: Sanat özgürdür, kurumları özerktir!
Özgürlük ve hukuk mücadelemizi kol kola genişletirken; dayanağımız ödenekler değil, bu duruma sessiz kalmayacağına inandığımız seyircimizin destek, dayanışma ve alkışlarıdır.
Susmuyoruz, susmayacağız!...

Tiyatroculardan tek yumruk, tek yürek bir protesto




Tiyatro sanatçıları, iktidarın kültür ve sanat alanındaki kıyıcı ve yıkıcı tutumuna, ‘Sanat özgürdür, kurumları özerktir’ diyerek karşı çıktılar. Ses Tiyatrosu'na gelerek destek veren pek çok katılımcı ‘Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!’ sloganı attı.

Aralarında Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Gülriz Sururi, Rutkay Aziz, Yücel Erten, Levent Üzümcü, Gülsen Tuncer, Orhan Aydın’ın da bulunduğu pek çok sanatçı“Susmuyoruz, susmayacağız!” dedi.

“Gezi’ye destek verdikleri” gerekçesiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın bu yılki destek yardımından yoksun bırakılan pek çok özel tiyatro topluluğu geçen gün biraraya gelerek düzenledikleri toplantıda bir komisyon kurmuş, bu komisyon da bakanlığa dava açma kararı almıştı.
Destek için başvuran, başvurmayan, başvurup destek alan, başvurup destek alamayan, destek alıp da reddeden pek çok tiyatro sanatçısı, “bir bütün halinde bu kurnazlığın maskesini düşürmek” amacıyla somut adım atacaklarını belirten bir bildiri hazırladı.
Bildiriyi dün Ses Tiyatrosu’nda Levent Üzümcü, Ferhan Şensoy, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Orhan Aydın, Rutkay Aziz, Gülsen Tuncer, Yücel Erten, Nedim Saban ve Emre Kınay okudu. Bildiri sonrası, sanatçılara destek olmak için Ses Tiyatrosu’na gelen pek çok katılımcı “Bu daha başlangıç, mücadeleye devam!” sloganı attı.
Bildiride, iktidarın, kültür ve sanat alanlarına da kıyıcı, yıkıcı, yok edici, kurutucu bir tutumla saldırmaktan geri durmadığı belirtildi:
“Bale sanatını belden aşağı, resim ve heykel sanatını ucube olarak nitelendiren, Fazıl Say’ı düşünce suçlusu ilan eden, Yunus Emre’den Edip Cansever’e kadar bir yazın ordusunu sansürleyen bu zihniyet; sahne sanatlarının her alanına var gücüyle yükleniyor. Devlet Tiyatrolarını, Devlet Opera ve Balesi ile orkestralarını ülkenin sanat hayatından silme girişimleri durmadı, durulmadı. Biz tiyatrocular bu gaflet karşısında susmadık, susmayacağız!”
Sanatçılar, özel tiyatrolara destek konusunun da ürkünç bir keyfilikle, meşrep bezirgânlığına dönüştürüldüğüne tanık olduklarını vurguladılar:
“Somut demokratik ilkelerden ve bilimsel ölçütlerden yoksun, “Ben kurdum oldu” anlayışı ile tayin edilmiş, yarıdan çoğu bakanlık memurlarından oluşan bu kurulun, kararlarından ortaya çıkan gerçek şudur: ‘Siyasal ve düşünsel yönelimleri ayrıştırır, sakıncalı bulduklarıma vermem. Yapay haklı-haksız tartışmaları oluşturarak, sonuçta ulufe veya sadakaya indirger, yandaş peyleme mekanizması olarak kullanırım.’ Oysa kültür-sanat alanlarına yapılan bütün yatırımların kaynağı, halkın ödediği vergilerden oluşur. Kimse sünnet takılarını bozdurarak bu parayı temin etmiş değildir.”
Bildiride, toplumun düşünsel ve duygusal esenliği için harcanacak kaynakların dağılımında; uygar, demokratik ve akılcı ölçütler oluşturulması gerektiği de belirtildi. Bunu da ancak özerk yapıda kurum ya da kuruluşların yapabileceği, ister ödenekli, ister özel tiyatrolarda olsun, bozmaca yönetmelikler ve düzmece kurullarla yapılan işin, ahmakıslatan gibi olacağı ifade edildi.
“Sanat özgürdür, kurumları özerktir!” diyen sanatçılar, özgürlük ve hukuk mücadelelerini kol kola genişletirken; dayanaklarının ödenekler değil, bu duruma sessiz kalmayacaklarına inandıkları seyircinin destek, dayanışma ve alkışları olduğunu vurguladılar.

Ceren Çıplak/Cumhuriyet

27 Kasım 2013 Çarşamba

BASIN AÇIKLAMASINA DAVET‏



Değerli basın emekçileri, sevgili seyircilerimiz ve sanatçı dostlar…


Ülkemiz sanat ve sanatçı düşmanlığında tarihi günler yaşıyor.
Üstümüze bir kara örtü atarak yaftalayıp, ötekileştirmek isteyen sistem yürütücülerine karşı bir araya geliyoruz.
30 Kasım saat 12.00’da SES TİYATROSU’nda sizlerle buluşarak, Genco Erkal, Gülriz Sururi, Rutkay Aziz, Ferhan Şensoy, Mehmet Ergen, Nedim Saban, Yücel Erten, Orhan Aydın, Levent Üzümcü, Mert Fırat ve Emre Kınay tarafından okunacak bildirimizi paylaşmak istiyoruz.
Susmuyoruz, susmayacağız.


SANATÇILAR GİRİŞİMİ
İletişim:
0543 6140108
oaydinoaydin@gmail.com


24 Kasım 2013 Pazar

DAVET (30 Kasım 2013 Cumartesi Saat:12:00 Ses Tiyatrosu)‏




Sevgili arkadaşlar,
 
   Tiyatro Platformu'yla gerçekleştireceğimiz basın açıklaması buluşmasına bütün arkadaşlarımız davetlidir.
     Haksızlığa karşı sesimizi her zamanki gibi en güçlü biçimde yükseltelim.
 
   Sanatçılar Girişimi

9 Kasım 2013 Cumartesi

Sanatçılar Girişiminin 10 Kasım açıklaması


ATATÜRK ULUSÇA ONURUMUZDUR


Kurtuluş Savaşımızın baş komutanı, Cumhuriyetimizin kurucusu, Türk aydınlanmasının önderi Mustafa Kemal Atatürk, ulusça onurumuzdur.
Onun adı, bir ulusun uyanışının, yeniden yaratılışının, aydınlık geleceklere doğru yürüyüşünün simgesidir.
Bu uyanış ve yeniden yaratılış, onun adının ve eyleminin çevresinde bir kez daha şahlanışa geçmiştir.
Mustafa Kemal Atatürk düşmanlığı, evrensel aydınlanma değerlerine, ulusumuzun aydınlık geleceğine, çocuklarımızın bugünlerine ve yarınlarına düşmanlık demektir.
Gericilik, karanlıkçılık, aydınlanma düşmanlığı, bir kez daha yenilgiye, ulusun en büyük çoğunluğunca lanetlenmeye, layık olduğu karanlıklara gömülmeye mahkûmdur.
10 Kasımlar, tıpkı ulusal bayram günlerimiz gibi, ağıt yakma günleri değil, gericiliğe karşı yenilmez birlikteliğimizi en yükseklere çıkarmamız gereken ulusal dayanışma günlerimizdir.
Bu yılın 10 Kasımında da Anıt Kabirde buluşarak, ulusal onurumuza bağlılığımızı en büyük ulusal koro olarak haykıracağız.
Mustafa Kemal Atatürk’ü, bir kez daha, içtenlikle, derin bir bağlılıkla, Türkiye’de gerçekleşmesine önderlik ettiği evrensel aydınlanma değerlerine sarsılmaz inancımızla selamlıyoruz.



Sanatçılar Girişimi