Follow by Email

19 Haziran 2013 Çarşamba

MEHMET ALİ ALABORA’NIN KILINA DOKUNAMAZSINIZ



   Tayyip Erdoğan inanılması güç bir pervasızlıkla suç işlemeye devam ediyor.
   Son olarak genç bir sanatçıyı, Mehmet Ali Alabora’yı hedef gösterdi.
   Böylesine bir küçülmeyi sözcüklerle dile getirebilmek kolay değil.
   Diktatörlüklerde bile böylesine az rastlanır.
    Siyasal yönetim biçimlerinin demokrasi olduğu ülkelerde ise bir başbakanın böylesine küçülüp basitleşebilmesi  tasavvur bile edilemez.
     Fakat Tayip Erdoğan’ın sanata, sanatçıya, aydına, yazara, gazeteciye hakaretlerinin   sayısız örneği bilindiğinden, bu  son örneğe de  şaşırmamak gerekir.
     Yine de  bir taraftar kitlesi önünde genç bir sanatçıyı hedef göstermek, yasal olarak kovuşturulması gereken,  bağışlanamaz bir suçtur.
      Tayyip Erdoğan’ın davranışı Mehmet Ali Alabora’yı küçültmez; aydınlanma değerlerine inanmış çağdaş insanlığın gözünde daha da büyütür.
     Yine de, genç arkadaşımıza yönelik her hangi  bir olumsuz davranışın baş sorumlusu, günümüz Türkiye başbakanı olacaktır.
     Sanattan, sanatçıdan elinizi çekin.
     Mehmet Ali Alabora’lar bu ülkenin onuru, geleceği, güzelliğidir.
      Sözlerimizi bir sözcük oyunuyla tamamlayacak olursak:
     Mehmet Ali Alabora’nın kılına dokunamazsınız, dokundurtmayız.
      Bu yöndeki herhangi bir olumsuz davranışınızla en fazla, gemiciklerinizin alabora oluş sürecini  hızlandırırsınız…



SANATÇILAR GİRİŞİMİ

DÜNYA ŞİİR HAREKETİNDEN TÜRK HALKINA MESAJ / Brief Message to the Turkish People from World Poetry Movement


DÜNYA ŞİİR HAREKETİNDEN TÜRK HALKINA MESAJ


İstanbul şehri dünyanın biriciğidir bu gün.
Onun ruhsal dinginliği, kurtarılmış ilkbahar düşü,
herkese cesaret veren yeni bir soluktur.

Alnın güçlü biçimde yüksektedir, kardeş  Türk halkı.
Bir kez daha deniz gibi gürleyen en güçlü rüzgârsın.
Mutluluğa doğru büyük  adımlarla yürüyüşün sürmektedir.

Sultan Erdoğan’ın jandarmaları vahşice dövüyor seni.

Fakat sen ateşten yüreğinde güçlü bir alev gibi yanıyorsun.

Bu  mektup sana “Savaşmalısın!” diyor.

Türkiye acı çekmekte olan bir güzel ülkedir.

Ve acı çekmeye devam edecek.
Fakat çok şey vaad eden  gelecek uzak değil.

Şimdi binlerce eli var Nâzım Hikmet’in
Ve binlerce eliyle, binlerce yüreğiyle o, diri tutuyor seni, Türkiye’nin cesur halkı.

Ejderhalara karşı çıkmalısın.
Ejderhalar kalenin kapısını tutmuşlar,
onları alt edeceksin.

ve ulaşacaksın sonunda özgürlüğün ve adaletin bahçelerine

Yalnız değilsin bu büyük dünyada.
Bütün insanları dünyanın
Dünya şiir hareketi
yürüyüştedir kucaklamak için
sevgili, kardeş halk,
senin uzun,  görkemli savaşımını.


Dünya Şiir Hareketi(WPM) Eşgüdüm Komitesi

18 Haziran 2013




Brief Message to the Turkish People
from World Poetry Movement


Istanbul city is the unique worldwide today,
its ethereal calm, its dream of recovered spring,
encourage on everybody, a new breath.

Mightily high your forehead, fraternal Turkish people
you are once again, the strongest wind roaring like the sea.
Your stride toward the happiness, it continues.

Sultan Erdogan
's gendarmes are beating you,
wildly,

but you burn like a strong flame in your heart of fire.

This letter says: "You must fight."

Turkey is a beautiful country that suffers,

and will continue still suffering
but it's coming for you, the generous future.

Now Nazim Hikmet has a hundred thousand hands
and with his hundred thousand hands

and his hundred thousand hearts,
he invigorates your spirit, courageous people of Turkey.

You must face up the dragons.
The dragons are guarding the door of the fortress,
you will defeat it

and will penetrate in the end, the gardens of freedom and justice.

You are not alone in this vast world.
All the peoples of the Earth,
our World Poetry Movement, 

go along with you for embracing,
dear brotherly people,
your long flourishing fight.

Coordinating Committee of World Poetry Movement (WPM)
June 18th, 2013.

12 Haziran 2013 Çarşamba

BİZ OBAMA’DAN DEĞİL VİCDANIMIZDAN EMİR ALIRIZ



Başbakan Gezi Parkı direnişinde uzlaşmayı değil kutuplaşmayı tercih ediyor.
Uzlaşır gibi yaparken bile, direnişi bölüp parçalamaya, karalamaya, güçsüz düşürmeye çalışıyor.
Bu onun her zaman yaptığı şeydir.
Kişiliği, kimliği, ahlâkı bunu gerektiriyor.
Politik çıkarını ve geleceğini uzlaşmada değil kutuplaşmada, mertçe açık sözlülükte değil mağduriyet edebiyatında, tehditte, hakarette, sinsice kurulmuş tuzaklarda görüyor.
Ama başta kendisi olmak üzere yandaşları ve dost düşman herkes çok iyi bilmelidir ki, bu sefer sökmeyecek.
Gençliğin ve halkımızın en bilinçli, en dinamik kesimleri, onun yüz kızartıcı bir pervasızlıkla çapulcu diye hakaret ettiği aydınlar, sanatçılar, emekçiler, öğrenciler, öğretmenler, başta Cumhuriyet kadınları olmak üzere Türkiye’nin aydınlık güçleri, bütün yurtseverler, emperyalizmin bu coğrafyadaki iş bitiricilerinin tehditleri ve hakaretleri önünde bir milim bile geri adım atmayacak.
Başbakan, ben değişmedim, değişmem diyor.
Elbette değişmeyecek.. Değişmek onun tutucu kişiliğiyle, gerici kimliğiyle bağdaşmaz.
Ama yenilecek, mağlup olacak.
Beyzbol sopası da ister istemez ona bu yönü işaret edecek ve ister istemez bu işarete boyun eğecek.
Son demeçlerinden birinde sanatçıların, aydınların sanki bir yerden işaret almış gibi aynı anda aynı şeyi söylediklerini ve yaptıklarını söylüyor.
Doğru bir saptama!
Çünkü vicdan, belli durumlarda, tek ve aynı şeyi söyler.
Biri boğazlanırken, hiçbir vicdan, iyi oluyor diye düşünmez, isyan eder.
Kötülük karşısında bütün vicdanların tepkisi tek ve aynıdır.
Bunu beyzbol sopasından değil, vicdanından emir alanlar bilir..
Biz sanatçılar, Obama’dan değil, vicdanımızdan emir alırız.
Taksim Gezi Parkının bir milimetre karesinde bile rantçı amaçlarınız doğrultusunda herhangi bir yapılaştırma gerçekleştirmeyecek, AKM binasın ı keyfi kararlarınızla yıkamayacak, yıktıramayacaksınız.
Sanatçılar Girişimi sadece vicdanından aldığı emirle, özgürlüğe, insana ve onun yaratma yeteneğine duyduğu saygı ve inançla karşınızdadır, karşınızda olmaya devam edecek.
.


SANATÇILAR GİRİŞİMİ

6 Haziran 2013 Perşembe

“Yılın Sivil Toplum Hareketi: Sanatçılar Girişimi”

"Sevgili arkadaşlar,
 
   İlişikteki yazılarda  görüleceği gibi ADD Darıca Şubesi Sanatçılar Girişimi'ni yılın en önemli sivil toplum hareketi değerlendirmesiyle onurlandırmıştır. Sayın başkan Ünal Karahasan'ın kişiliğinde ADD Darıca Şubesine bize verdikleri onur için teşekkür ediyoruz. 09 Haziran Pazar günü 19.00'da Eskihisar'da düzenlenecek gecede onur plaketini girişimimiz adına değerli sanatçı dostumuz Yavuz top alacak. bu gecede bulunmak isteyen sanatçı dostlarımız,değerli katılımcılarımız,sayın Ünal Karahasan'la bağıntı kurmalıdırlar."
 
Ataol Behramoğlu


“Yılın Sivil Toplum Hareketi: Sanatçılar Girişimi”
29 Şubat 2012 de İstanbul  Ses Tiyatrosu’nu “Reddediyoruz” haykırışıyla tıka basa dolduran her biri Ağrı gibi, Süphan gibi, Erciyes gibi görkemli birer dağ olan ülkemizin aydınlık yüzü sanatçılarımızın, yazarlarımızın, düşünürlerimizin  Anadolu atlasına nazire yaparcasına bir birine el vererek sıra dağlar oluvermesinin heybetini o gün gururla alkışlamıştık. Bugün işporta (işBOPta) başında ülkeyi satışa çıkaran -bırakın küçük tepeleri, tümsek bile olamayan- s/akil yüzlerin hâli pür melalini görünce daha da iyi anlıyor ve bir kez daha alkışlıyoruz Sanatçılar Girişiminin heybetini.
 “Ferman padişahın ülke bizimdir” çağrısının ardında bugün artık topyekun HALK durmaktadır. Öyle ki, padişahın buyruğuyla sokaklara salınan s/akil zevat, iptidai ahali zannedip zihnini tıraşlama gayretkeşliğiyle bir koşu  fırladığı sokakta  “halk” kayasına toslayarak ne “halt” işlediğini görüp sıvışıyor.
Çözülme çözüm getiriyor, görüyoruz. Toplumsal genetiğimizi bozunuma uğratma  özlemindeki  s/akiller, bugün kendilerine ve tezlerine karşı pekişen, güçlenen ve kenetlenen halk karşısında  dağılmakta, çözülmekte ve kaçmaktalar. Reddeden direnç bütünleştikçe, ferman ve tellalları çözülüyor.
Sanatçılar girişimi, gerçek sanatçıdan, düşünürden beklenen uzak görürlükle bir bakıma önleyici bir işlev de üstlenmiş gibidir. Doğru ikaz ve özlemleri, doğru bir zamanlamayla hem düşün -sanat çevrelerinin hem de toplumun önüne tarihsel sorumlulukla ve net bir bildiriyle koymuş, yanını, yönünü tescillemiştir. Reddediyoruz deyip tarafını belirlememiş olsaydı; belki ayartılıp, şaşırtılma girdabına düşebilir miydi sanat erbabından kimileri(?) sorusunun ihtimali dahi bugün incitici ve küçültücü düşüyorsa, bunu da Sanatçılar Girişimi’ne borçluyuz.  Çok az bir firenin verilmiş olduğunu görsek de, bu küsur (kusur) bile “Sanatçılar Girişiminin” ne büyük başarım olduğunu kanıtlıyor.
Biricik ülkemizin emperyalist sömürü kıskacında ortaçağ karanlığına boğulmasını ve çocuklarımızın geleceğinin çalınmasını bizler de bir kez daha Reddediyoruz! ADD Kocaeli Şubeler Platformu olarak, sadece düşün – sanat çevrelerinin değil, toplumun da benimsediği yön ve yöntem önermesi olan “Yılın Sivil Toplum Hareketi: Sanatçılar Girişimi”ni alkışlıyoruz.
Alkışlıyoruz!...

Ünal Karahasan
ADD Darıca Şube Bşk.
0505 394 83 72

4 Haziran 2013 Salı

ÜLKE, EMEK, DOĞA VE İNSAN DÜŞMANLIĞINA KARŞI BÜYÜK BAŞKALDIRI



Sevgili arkadaşlar,
 
   (Aydınlık gazetesi Kültür sayfası yönetiminin son olayların değerlendirilmesine ilişkin olarak yönelttiği soruya   Ataol Behramoğlu'nun verdiği ve gazetenin bugünkü(04.06.2013) sayısında yayınlanan yanıtını  bilginize sunuyoruz.)
      
 ÜLKE, EMEK, DOĞA VE İNSAN DÜŞMANLIĞINA KARŞI
                             BÜYÜK BAŞKALDIRI


   Taksim Gezi Parkında emperyalizm işbirlikçisi AKP hükümetine ve başındaki kişiye  karşı başlayarak bütün ülkeye yayılan direniş, çağdaşlığın çağ dışılığa haddini bildirmek ve onu müstahak olduğu yere göndermek için ayağa kalkması ve birleşik bir halk gücü olarak savaşıma başlamasıdır.
      Bu savaşımın, işbirlikçi, gerici, saldırgan, ülke ve emek düşmanı; doğaya, insana, barışa karşı bütün karanlık güçlerin ülke yaşamındaki etkileri sona erinceye kadar süreceğinden kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
     Halk okyanusu dalgalanmaya başladı…
     Bu okyanusun kimliğinde, geçmişinde, uzak ve yakın tarihinde, her türlü gericiliğe karşı derin ve insancıl Anadolu kültürü, despotizme karşı büyük halk ayaklanmaları, Yunus’un büyük insancıllığı, Fuzuli’nin bilge ve bağımsız kimliği, Karacaoğlan’ın özgürlükçü sevdası,Köroğlu’nun Dadaloğlu’nun Pir Sultan’ın hiçbir zalime ve zalimliğe boyun eğmeyecek kişilikleri, Namık Kemal’in gür sesi, Tevfik Fikret’in insan odaklı aklı ve şiiri, ve  şu günlerde  ellinci ölüm yılında bir kez daha bayraklaşan Nazım Hikmet’imiz ve onlarla birlikte nice yurtseverin, şairin, sanatçının, düşünürün ve hepsinin üzerinde de eşsiz insan, komutan, devlet adamı kimliğiyle Mustafa Kemal Atatürk ve kurucusu olduğu Türkiye Cumhuriyeti vardır.
      Taksim Gezi Parkındaki başkaldırı kıvılcımının mayası bütün bu değerler toplamıdır ve düşmanı şaşkına çeviren bir hızla bütün ülkeye yayılmasının kaynağı, gücü, ışığı, enerjisi de buradadır.
     Bütün bu değerler toplamını ve bu gün bir halk ayaklanmasına dönüşen başkaldırıyı “ayyaş”, “çapulcu” vb. kendi kimliklerine  çok yakışan sözlerle aşağılamaya çalışan kişi ve destekçileri, ölçü dışına çıkmanın bedelini en ağır biçimde ödemekten kurtulamayacaklardır.
     Reyhanlı’da dökülen kana, büyük başkaldırıda canlarını yitiren yurtseverlerin vebali de eklenmiş olmaktadır.
     Bu vebal onlara mutlaka ödetilmelidir, ödetilecektir.
     Biz sanatçılar, ülke, emek, doğa ve insan düşmanlığına karşı sesimizi her zaman yükselttik, yükseltmeye devam edeceğiz.
     Taksim Gezi Parkında başlayan başkaldırının en ön saflarında yer almış olmaktan da onur duyuyoruz.
      Açıkça konuşalım:
       Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde kurulan Cumhuriyeti ve onun temellerini oluşturan ilerici, aydınlanmacı, özgürlükçü, bağımsızlıkçı, insancıl kültürümüzü yok edemeyeceksiniz, yok ettirmeyiz!
      Ok yaydan, kılıçlar  kından çıkmıştır!
      Her şeyden önce terbiyesizliğinize son verin!
       Ahlâksızca sözlerle bu ülkenin değerlerine saldırmaktan vazgeçin!
      Çağdaşlığa direnmek; çağdaş yaşamın, aydınlanmanın, ileriye doğru yürüyen insanlığın önünde engel olmak hayallerinizden el çekin!
        Yeriniz, bütün despot ve gerici yönetimler için olduğu gibi, tarihin en karanlık sayfalarıdır.
      Taksim Gezi Parkında başlayan başkaldırı, yalan ve talan ve üzerine kurulu rejiminizin sonunun çok yaklaşmış olduğunun açık kanıtıdır.
        Baskılar, tehditler ve yalanlarla bu başkaldırıyı durduracağınızı düşünüyorsanız, çok yanılıyorsunuz demektir.
        Tam tersine, Taksim Gezi Parkında başlayan başkaldırı bütün dünyaya gerçek, uygar, çağdaş Türkiye’nin apaydınlık yüzünü gösterdi ve bu aydınlıkta karanlık kimlikleriniz,çağdışı kişilikleriniz yadsınamayacak bir açıklıkla  gözler önüne serildi.
         Çağdaş Türkiye’nin çağ dışılığa, gericiliğe, özgürlük ve aydınlanma düşmanlığına  karşı büyük başkaldırısı, bundan böyle bütün dünyada  özgürlük savaşımının ayrılmaz parçası ve denebilir ki örnek ve öncü bir gücü olmuştur.
       Bunu kabul edin ve suçlarınızın hesabını vermek üzere, suç listenizi daha fazla kabartmadan, iktidardan ayrılmanın hazırlıklarını yapın.

Ataol Behramoğlu
3 Haziran 2013

Doğu Perinçek'in savunmasına katılım çağrısı‏

 


Sevgili arkadaşlar,
    İlişikte İP Genel Başkanvekili Sayın Hasan Basri Özbey’in davet mektubunu
bilginize sunuyorum.
     Sanatçılar Girişimi Sözcüsüne   yapılan çağrı, hiç kuşkusuz hepimizedir.
     6 Haziran Perşembe günü saat 09.00’da Silivri zindan evindeki savunmasında, siyasetçi kimliğinin yanı sıra seçkin bir aydın ve yazar olan
Sayın Doğu Perinçek’in yanında olmalıyız.
        Saygılarımla.
 
       Ataol Behramoğlu

31 Mayıs 2013

Sayın Ataol Behramoğlu
Sanatçılar Girişimi Sözcüsü

Ergenekon Mahkemesi, son savunma sürelerini sanık ve avukatı için toplam 1 ila 2 saatle sınırladı. Bir an önce davayı bitirme telaşına kapılanlar hukuku ayakaltına almaya devam ediyorlar.
Ergenekon tertibi kapsamında 21 Mart 2008'den bu yana tutsak olan Genel Başkanımız Sayın Doğu Perinçek, son savunmasını bu kısıtlanmış koşullarda 6 Haziran 2013 Perşembe günü Saat 9.00’da Silivri Cezaevi Yerleşkesi içindeki duruşma salonunda yapacak.
Aleyhinde, bırakın tutuklanmayı, suçlanmayı ve dava açılmayı gerektirecek kanıt ve hatta iddia bulunmayan Sayın Perinçek, 5 yıldır kanunsuz olarak tutuklu. İki yıldan bu yana da 3,5 metrekarelik hücrede.
Sayın Perinçek, davanın başından bu yana Türk Milletini ve Türkiye’yi savundu. Mahkeme salonunda Milleti savunan açıklamaları ile dava tertipçilerin yargılanmasına dönüştü.
Sayın Perinçek’in son savunması, Türkiyemize yönelik yürütülen bu tertibin bütün boyutlarının bir kez daha etkin biçimde sergilenmesi niteliğinde olacaktır.
Sayın Perinçek, yasal bir siyasal partinin genel başkanı olarak, tamamen meşru ve yasal siyasal faaliyetlerinden dolayı yargılanmaktadır. Bir ülkede bir siyasi parti genel başkanı, siyasal faaliyetlerinden dolayı yargılanıyorsa, 5 yılı aşkın süredir tutuklu ise diğer siyasi partilerin genel başkanları da, diğer siyasetçiler de bir anlamda tutukludurlar. Sayın Perinçek’in yargılanması bir yanıyla Türkiye’nin, Türk Milletinin, Atatürk Cumhuriyeti’nin yargılanması olduğu kadar, diğer siyasi partilerin, yönetici ve kadrolarının da yargılanması anlamını taşımaktadır.
Bu tarihi duruşmayı izleyerek, tanıklık etmenizi ve destek vermenizi dileriz.
Saygılarımızla.
Hasan Basri Özbey
Genel Başkanvekili  

BAŞKALDIRIMIZ SÜRMEKTEYKEN BİR DEĞERLENDİRME‏


Sanatçılar Girişiminin Değerli katılımcısı;
       Taksim Gezi Parkında biz sanatçıların da  öncüleri arasında yer aldığı Büyük Direniş ve Başkaldırı hiç kuşkusuz kesintisiz sürecektir ve sürmelidir.
        Bu aşamada yaptığımız bir değerlendirmeyi bilginize sunuyoruz
         Sanatçılar Girişimi

BAŞKALDIRIMIZ  SÜRMEKTEYKEN BİR DEĞERLENDİRME

Sevgili arkadaşlar,

    Halkın ve gençliğin  Taksim  Gezi Parkında başlayan ve bütün ülkeye yayılan  başkaldırısında  biz sanatçıların öncü işlevi çok açıktır.
    Bu başkaldırının asıl ve temel hedefi, yaşam özgürlüğümüze karşı AKP hükümeti ve özellikle de başındaki kişi tarafından yapılan ölçüsüz, dengesiz, çağdaşlık  ve insanlık dışı saldırıların durdurulması ve püskürtülmesidir.
     Geçtiğimiz yıl 23 Aralıkta gerçekleştirdiğimiz Büyük Buluşma’mızın   çağrısında  “diktaya, baskıya, adaletsizliğe, sanat ve sanatçı düşmanlığına karşı” savaşım kararlılığımızı vurgulamıştık.
     Öncüleri arasında biz sanatçıların da büyük çoğunlukla yer aldığı Taksim  Gezi Parkı  Başkaldırısı bu hedeflere ulaşmada çok büyük bir adım olmuştur ve savaşımımız hiç kuşkusuz işbirlikçi AKP iktidarı yıkılana kadar sürecektir, sürmelidir.     
  Sanatçılar Girişimi 29 Şubat 2012’deki “Reddediyoruz” açıklamasından bu günlere, bütün sanat alanlarındaki sanat emekçilerinin, her yaştan ve her sanat  disiplininden sanat ustalarının, demokrasi ve özgürlükler için birleşik bir güç olması yönünde etkinliklerini  sürdürmüş ve bu alanda önemli başarılar kazanmıştır.
    Kuruluşumuzu açıkladığımız Aralık 2012’den bu günlere  toplumsal direnişlerde sanatçıların giderek yükselen etkisi ve işlevi bunun açık göstergesidir.
     Bulunduğumuz noktadan daha ilerilere gitmek her şeyden önce bütünlük ve birlikteliğimizi gerektiriyor.
      Sanatçılar Girişimi emekten ve özgürlükten yana siyasal parti ve örgütlerle dostça bir ilişkide, fakat kendi bağımsız,  özgün ve özgül kimliğine sahip olarak hepsiyle eşit bir mesafededir.
     Tekrar etmek gerekirse, biz ne bir dernek, ne  alışıldık bir örgütüz.
      Sanatçılar Girişimi sanat emekçilerinin, herhangi bir bürokratik biçimlenmenin dışında, kalıplaşmamış, her an yeni katılımcılara açık, vicdan, duygu, bilinç birlikteliğidir.   
     Bu anlamda ve bu ilkelerin temelinde, internet sitemiz kendi aramızdaki tartışmalara, önerilere kuşkusuz ki açıktır.
     İnternet sitemizi, face book ve bloglarımızı bütün arkadaşlarımızı düzenli olarak izlemelidirler.
        Bu konudaki çok başarılı katkıları için Ayşe Bayramoğlu arkadaşımıza teşekkür borçluyuz.
     İnternet sitemizin ve başkaca erkinliklerimizin   mütevazi harcamaları için, en asgari düzeyde de olsa, arkadaşlarımızın maddi katkılarına da gereksinim duyulması doğaldır.
     Bu konuda sorumluluk üstlenme özverisini gösteren  Canan Sezenler arkadaşımızla (0532 273 32 98)bağlantı kurulmasını önemle diliyor ve bekliyoruz.
       Yaz aylarının rehavetine kapılmaksızın, saflarımızı daha da sıkılaştırarak yaşama ve yaratma özgürlüğümüz için yürüyüşümüzü sürdürelim.
      En büyük güvencemiz, Taksim Gezi direnişi ve başkaldırısında sadece ülkemiz bakımından değil bütün ilerici ve çağdaş insanlığın aydınlanma ve özgürlük  savaşımında, yaratıcı buluşları ve eylemleriyle seçkin ve öncü bir örnek oluşturan halkımız ve  harika gençliğimizdir.

03.06.2013
Sanatçılar Girişimi

2 Haziran 2013 Pazar

Le Monde gazetesinin soruşturmasına yanıtımızın Türkçe çevirisi‏



Bu, genç ve modern Türkiye’nin faşist ve gerici diktatörlüğe başkaldırısıdır.
Hükümetin beslemesi merkez medya utanç verici bir suskunluk içindedir.
Halkın biriken öfkesi, günümüz başbakanının adıyla özdeşleşen, cumhuriyet ve insanlık karşıtı totaliter rejim düşene kadar sona ermeyecek
Polis baskısı ; aydınlara, gazetecilere, Türkiye yurtseverlerine karşı sahte suçlamalar,adalet için bu başkaldırıyı durduramayacak.
Batı ülkelerindeki dostlarımız, demokratlar, sosyalistler, insan hakları savunucuları nihayet uyanmalı ; Erdoğan faşizminin yanında değil, genç, laik, çağdaş Türkiye’nin büyük halk kitlelerinin  yanında yer almalıdırılar.


Ataol Behramoğlu

Şair,yazar, Sanatçılar Girişimi Sözcüsü