Follow by Email

21 Ekim 2012 Pazar

BEYOĞLU'NDA TİYATRO SALONLARI TEK TEK KAPANDI, SIRA SİNEMA SALONLARINDA..




Beyoğlu'nun tarihi sinemaları bir bir kapatılıyor!


Saray, Yeni Melek ve Emek’ten sonra, son sanat sineması Beyoğlu ve Yeşilçam da kapanma tehlikesiyle karşı karşıya. Sinepop Sineması ise kasım ayında kapanıyor.
Cumhuriyet gazetesinden Ceren Çıplak'ın haberine göre, Beyoğlu’nun sosyal, kültürel hayatında önemli yeri olan Beyoğlu Sineması ve Yeşilçam Sineması borç ve seyirci ilgisizliği nedeniyle perdesini kapatma durumuyla karşı karşıya, Sinepop Sineması ise kasım ayında kapanıyor.
Bugün Taksim, Lale, Saray, Yeni Melek, Alkazar, Lüks, Rüya, Emek gibi sinema salonlarının yerinde yeller esiyor olması, yedinci sanat tutkunlarının Beyoğlu ve Yeşilçam sineması adına da kaygılanmaları için yeterli bir neden.
Beyoğlu Sineması Müdürü Temel Kerimoğlu ile Yeşilçam Sineması Müdürü Güven Çelik sinemaların yakın zamanda kapanma tehlikesinin nedeni olarak seyirci yetersizliğini gösteriyor.
Kerimoğlu’ya bakılırsa, önceki dönemlerde yılda 120 bin seyircisi olan salona, şimdilerde yılda 30-40 bin izleyici geliyor. Dünyada sanat filmi gösteren sinemalara devletin destek verdiğini vurgulayan Kerimoğlu, “Türkiye’de bırakın desteği, üstüne bir de eğlence vergisi alıyorlar. Yüzde 15 eğlence vergisi veriyoruz. Bu koşullarda burayı yaşatmaya çalışıyoruz, ama Don Kişot’luk bizim yaptığımız. Elimizde mızrak değirmenlere karşı savaşıyoruz” diyor.
"Ya öde ya çık"
Peki, Beyoğlu Sineması’nın mülk sahibi Borusan Holding son sanat sinemalarından Beyoğlu Sineması’na destek oluyor mu? 
“Borusan, zam yapmayarak, faiz almayarak destek oluyor. Kiracıyız, kiramızı ödeyemiyoruz, doğal olarak da mal sahipleri ya verin ya da çıkın diyor. Burada önemli olan seyircinin gelmeyişi. Kapanacaksa sebebi seyircidir. Seyirci gelmezse kira da vergi de ödeyemezsin ve kapanır gidersin.”
Borusan Holding, gazetemize yaptığı açıklamada şu ana kadar yasal olarak bir tahliye işlemi başlatılmadığını, bu konuda yasal haklarının karşılanmasından başka bir beklentilerinin olmadığını belirterek Beyoğlu Sineması’nın bulunduğu binayı başka projelerle kültür-sanat yaşamına örnek gösterilebilecek mekânlarından biri olarak değerlendireceklerini vurguluyor.
Beyoğlu ve Yeşilçam sinemalarını kurtarmak adına sponsorlar aradıklarını belirten Kerimoğlu ve Çelik, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na da destek çağrısında bulunuyorlar:
“Sanat filmlerini AVM’ler almıyor, ticari filmleri alıyor. Biz de diyoruz ki, bakanlık sanat filmlerini gösteren sinemalara destek versin, yoksa bu filmleri gösterecek sinema bulunamayacak.”
Sinepop’un işletmecisi, aynı zamanda Özen Film’in sahibi Mehmet Soyarslan ise Demirören AVM’nin sinemanın müşterisini kaçırdığını söylüyor. Soyarslan “Çok zarar ettik. İnşaat sırasında sinemanın duvarlarında ve yerlerinde çatlaklar oldu. İstanbul Film Festivali tehlikeli olabilir diye filmlerini vermedi. Artık sinema çalışanlarının maaşlarını çıkaramıyoruz” diyor. Beyoğlu Belediyesi’nin kendilerini ruhsat yenileme konusunda sıkıştırdığını belirten Soyarslan, sinemayı kasım sonunda kapatacaklarını söylüyor. Soyarslan, “Her taraftan baskı... İşler durdu. Bağımsız sinemaların durumu felaket, ciddi bir krizdeyiz” diyor.
‘3-5 seyirci’
Gazetemiz sinema yazarı Sungu Çapan ise “Beyoğlu’ndaki sanat sinemalarının ‘Son Mohikan’ı Beyoğlu Sineması da gidici” diyerek sinemanın kapanma olasılığını şöyle değerlendiriyor:
“Malum, şimdi sevimsiz AVM sinemalarının devrindeyiz. En son, Beyoğlu’nda 20 yıldan fazla bir süredir, ‘sanat ve deneme sinemaları’ statüsünde nice önemli ve değerli filmi sinemaseverlere sunarak hizmet vermiş, Krepen Pasajı’nın altındaki Beyoğlu Sineması için şimdi çanlar çalıyor. Festivallerde, bilet kuyruğunda onca bekleşen seyirci, normal dönemde, gösterilen bir Ken Loach filmi de olsa salona gelmiyor ve ancak 3-5 seyirciye oynuyor filmler. Sanat sineması yaklaşımının kentimizdeki son örneğini de kaybetmek üzereyiz ne yazık ki.”
Sinema tarihçisi, yazarı Giovanni Scognamillo da bu durum nedeniyle bir dönemin kapandığını vurguluyor:
“Beyoğlu’nun özelliklerinden biri sinemalardı, tiyatrolardı, yani kültürdü. En koyu sinemaseverler bile artık istedikleri filmi evde rahat rahat izliyor. Sinema fiyatlarının pahalı olması da bir neden tabii ki. Beyoğlu, İstanbul’da hem yabancı hem yerli sinemanın merkeziydi. Öte yandan sinema da değişiyor. Daha çok eğlence oluyor. Sinemanın temeli eğlence olmakla birlikte kültürel bir gösteridir. Sadece eğlence değildir. Ağırlıklı eğlence olunca temelinde sanat olduğu unutuluyor. Bu sinemalar kapanınca Beyoğlu çevresi ve misyonu da değişecek, sadece eğlence olacak.”


http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat/beyoglunun-tarihi-sinemalari-bir-bir-kapatiliyor-haberi-61241

18 Ekim 2012 Perşembe

Sanatcilar girisimi olarak Fazil Say'a destek vermek icin durusmadaydik..


‎"...Orhan Aydın: "Bu dava 21. yüzyılın kara davasıdır"
Duruşmanın bitiminin ardından Fazıl Say'a destek olan sanatçılar açıklama yaptı. Sanatçılar Girişimi adına konuşan Orhan Aydın, "Bu dava 21. yüzyılın kara davasıdır. Bu algımızın değişmediğini duruşmayla da gördük. Mahkeme 18 Şubat'a ertelendi. Hukuksuzluğun yaşandığı ülkemizde delil diye hangi belgeler toplanacak? 21. yüzyılın yetiştirdiği önemli sanatçı Fazıl Say'a açılan davayı şiddetle reddediyoruz" dedi. 
"Hepimiz Fazıl'ız"
Davacıların ve avukatlarının Fazıl Say'a yönelik hakarete varan sözlerine de tepki gösteren Aydın, "Hukuksuzluğun bittiği eşit, özgür, demokratik bir Türkiye istiyoruz" dedi. Açıklama, "Fazıl Say bizimdir bizim kalacak", "Hepimiz Fazıl'ız" sloganlarıyla sona erdi."
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/fazil-say-davasi-saya-hakaret-edildi-hayyamin-dizeleri-ozurle-okundu-haberi-61106

Fazıl Say davası: Say'a hakaret edildi, Hayyam'ın dizeleri 'özürle' okundu


Sanatçı Fazıl Say'a "dini değerlere hakaret" gibi akıldışı gerekçeyle açılan davanın ilk duruşması görüldü. Duruşmada davacılar ve avukatları Fazıl Say'a hakaret etti, Ömer Hayyam'ın dizeleri "özür" dilenerek okundu. Say, "Bu sataşma ve iftiradır" diyerek tepki gösterdi. Duruşma 18 Şubat'a ertelendi.
Fazıl Say’ın Twitter’da yazdığı ve Ömer Hayyam'a ait iletileri nedeniyle “dini değerlere hakaret” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması bugün görüldü. İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Fazıl Say ve avukatları, davacı Ali Emre Bukağıcı, Turan Gümüş, Orkun Şimşek ve avukatları katıldı. Duruşmayı Fazıl Say’ın babası Ahmet Say, sanatçılar Edip Akbayram, Hilmi Yarayıcı ile milletvekilleri izleyebildi.
Adliyeye destek için gelenler duruşmayı izleyemediFazıl Say'a destek için adliyeye gelenler duruşma salonunun darlığı nedeniyle duruşmayı izleyemedi. Aralarında Rutkay Aziz, Tarık Akan, Bülent Kayabaş, Arif Keskiner, Orhan Aydın, Bedri Baykam gibi sanatçıların olduğu yüzlerce kişi duruşmanın bitimine dek bekleyerek Fazıl Say'a destek verdi.
Duruşma salonunda Fazıl Say'a hakaretlerDuruşmada hayli ilginç diyaloglar yaşandı. Davacıların Fazıl Say’a yönelik ithamları tepkilere neden oldu. Davanın Türk milleti adına açıldığını iddia eden Davacı Ali Emre Bukağılı, Say’a yönelik “Allahın varlığı apaçık ortada, isterse ikna ederiz” gibi ifadeler de kullandı. Davacı avukatlarının da, “Fazıl Say’ın saygısı yok, tahammülü yok” gibi cümleler kullandığı duruşmada, Ömer Hayyam’ın dizeleri de özür dilenerek okundu.
Davacının Adnan Oktar'la ilişkisiSanatçı Fazıl Say’a yönelik, “dini değerlere hakaret” gerekçesiyle açılan dava kadar duruşmada yaşananlar da tartışma konusu oldu. Hayyam’ın sözlerini Murat Bardakçı ile “onaylayan”, Say’a yönelik hakarete varan ifadeler kullanan davacı Ali Emre Bukağılı’nın “dini değerlere hakaret” gibi gerekçelerle Adnan Oktar ile birlikte birçok kişiye dava açtığı biliniyor.
Fazıl Say önce ayaktaydı sonra oturmasına izin verildiÇağlayan Adliyesi İstanbul 19. Sulh Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın ilk duruşması iddianamenin okunmasıyla başlandı. Davada yargılanan Fazıl Say’ın duruşma salonunda ayakta tutulduğu görülürken mahkeme oturması için sandalye isteyip istemediğini sorduğu Say’dan, “Böyle oturabilirsem sevinirim” yanıtını aldı.
İki sayfalık yazılı savunma verdiİddianamenin okunmasının ardından sanatçı savunmasını iki sayfa şeklinde yazılı olarak vererek, “Suçlamaları reddediyorum” dedi. Say’ın avukatı Meltem Akyol da 7 sayfalık yazılı savunma vererek savunma için ek süre talep etmediklerini ifade etti.
Davacı Bukağılı: “Niye bunları söylemeye ihtiyaç duyuyor”Davacı olan Ali Emre Bukağılı söz alarak, “Sanık Twitter’da çok fazla olarak dini değerlere sövgü ve hakaretlerde bulundu. Fazıl Say’ın Twitter’da yaklaşık 30 bin takipçisi var, herkes yazdıklarına ulaşabiliyor. Bu davranışları ihtiyat haline getirdi. Türk milletinin arabesk yavşaklığı gibi sözleri de oldu. Niye bunları söylemeye ihtiyaç duyuyor, kasıtlı mı yapıyor bilmiyorum” dedi. Bukağılı’nın sözleri üzerine hakim Hulusi Pur da, “Bırakın o tartışmayı biz yapalım” dedi.
“Allahın varlığı apaçık ortada, isterse ikna ederiz”Sözlerine devam eden Bukağılı, “Alex bile Twitter’da attığı bir tweet yüzünden yurtdışına gitti. Sanık sözlerinin toplumsal kamplaşmaya neden olacağını biliyor, eğitimli bir kişi. Basına yansıyanlar, hatta dışarıda birikmiş kişiler bile bunu gösteriyor, kamplaşma oluşuyor” diye konuştu. Bukağılı, “Allahın varlığı apaçık ortada, konuşuruz bunu, isterse ikna da ederiz” deyince sözleri salonda tepkilere neden oldu. Avukatların da tepkileri üzerine Bukağılı’nın avukatı ayağa kalkarak, “Duruşma inzibatını talep etme hakkımız var mı” diyerek kapalı oturum talebinde bulundu.
“Bu dava Türk milleti adına açıldı”Salonda yaşanan gerilim üzerine hakim, “Lüzumsuz yere kırıcılık olmadan yargılama yapmak istiyoruz. Talepler karşılanır da reddedilir de. Saygı göstermek gerekiyor” dedi. Bukağılı da hakim Pur’a, “Muhatabım sizsiniz. Bu dava Türk milleti adına açıldı” deyince başkan da, “Muhatabın ben değilim mahkeme” dedi.
Fazıl Say: “Bu sataşma ve iftiradır”Yaşanan tartışma üzerine Fazıl Say, davacı Bukağılı’ya dönerek, “Benimle ilgili başka bir şey görüyor musun?” dedi. Bukağılı da, “Sanatçının mesleği öne çıkarılıyor, ben de yüksek inşaat mühendisiyim” deyince Say, “Bu sataşma ve iftiradır” dedi.
Davacı: “Hayyam’ın öyle bir sözü olmadığını Murat Bardakçı yazdı”Hakim Pur, davacı avukatlarının duruşmanın kapalı oturum olarak devam etmesi yönündeki talebini reddederek duruşmaya açık yargılama şeklinde devam etti. Sözlerini sürdüren Bukağılı, “Hayyam’ın bir dizesini söylediği için değil, yavşak, adi, rakı masası, meyhane gibi sözleri de var sanığın. RT demek başkasının görüşünü paylaşmak” deyince Say, “Başkasını niye mahkemeye vermiyorsun o zaman” diye sordu. Bunun üzerine Bukağılı, “Başkalarını da verdim, merak etmeyin. Ayrıca Hayyam’ın öyle bir sözü olmadığını Murat Bardakçı da yazdı. Küfür, ifade özgürlüğü değildir” dedi.
Öte yandan Fazıl Say’a suçlamalarını yönelten davacı Ali Emre Bukağılı’nın daha önce Adnan Oktar’la birlikte “dini değerlere hakaret” gibi gerekçelerle birçok kişiye dava açtığı biliniyor.
Davacı Gümüş: “Kırıldım, rencide oldum”Duruşmada söz alan davacı Turan Gümüş de, “Sanığın yazdıklarını okuyunca kırıldım, rencide oldum. Çıkan haberlerle kavga havası oluştuğu kanaatindeyim. Sanıktan şikayetçiyim” dedi. Diğer davacı Orkun Şimşek ise "Sanığın sözleri ifade özgürlüğüyle açıklanamaz. Şikayetçiyim, davaya müdahil olmak istiyorum. Kamusal düzeni bozmak, dini değerleri aşağılama suçları işlenmiştir” diye konuştu.
Davacı avukatından Fazıl Say’a: “Saygı yok, tahammül yok”Davacıların konuşmalarının ardından Ali Emre Bukağılı’nın avukatı Ayfer Bayer söz aldı. Bayer, “Sanığın tavırlarından da anlaşılacağı üzere bire bir görüyoruz; sevgi yok, saygı yok, tahammül yok” dedi. Bunun üzerine avukatlar Say’a hakaret edildiği gerekçesiyle bu sözlerin tutanağa geçmesini istedi. Hâkimin daha sonra tutanağa geçileceğini söylemesi üzerine sözlerine devam eden davacı avukatı Bayer “Aşağılayıcı söz söylemedik, sözümüz kesildi. Haklarımızın korunması için adil yargılama istiyoruz. Saygı göstermek zorundayız” dedi.
Hayyam’ın dizelerini özür dileyerek okuduBayer, Fazıl Say’ın yargılanmasına neden olan iletileri mahkemeden ve seyircilerden “özür” dileyerek okudu. Bayer içerisinde Hayyam’ın da dizeleri olan “özür” nitelikli iletileri okuduktan sonra “Bu sözler üç büyük dinin yani Hıristiyan, İslam, Museviliğin benimsediği değerleri aşağılamaktır. Sanık halkın değerlerini aşağılamakla yargılanıyor, görüşleri her şey de olabilir” dedi.
Bayer’in savunmasının iddianamede suçlamaya gösterilen gerekçelerle benzerlik taşıdığı görüldü.
Davacı avukatı Açıkgöz: “Biz mahkum edilmesini isteyeceğiz”Davacı Orkun Şimşek’in avukatı Neşet Açıkgöz söz alarak, “Kendi söz hakkımızı savunamıyoruz. Başkalarının hoşuna gitmesi istediği gibi davranamam. Savunma dokunulmazlığı kapsamında görevimize müdahaleler olmakta. Mahkemenin adil, özgür karar vermesi için gerekirse kapalı oturum yapılabilir. Sanatçının kişiliğine ve fikirlerine sözümüz yok. Biz elbette mahkûm edilmesini isteyeceğiz karşı taraf da savunacak” dedi.
Say’ın avukatı Akyol: “Hakaret, aşağılama, istismar yoktur”Fazıl Say’ın avukatı Meltem Akyol söz aldı. Akyol, “Müştekiler müvekkilimin Twitter’da takipçileri mi, değiller mi öncelikle tespitini talep ediyoruz. Ayrıca Twitter bir sohbet ortamıdır. Hiçbir hakaret, aşağılama, istismar yoktur, ifade özgürlüğü kapsamındadır, kamu düzenini bozucu unsuru yok. Beraat talep ediyorum” dedi.
Avukat Taylan Tanay: “Beraat kararı verilmesi gerekir”Say’ın avukatı Taylan Tanay da, “Meslektaşımızın beyanını tekrar ediyoruz. İddianamenin dayanağı olan Avusturya Otto kararı, Vatikan Kilisesi’nin başvurusu üzerine kiliseye hakaret ettiğini belirten bir filmin hakaret içermesi nedeni ile filmin yasaklanmasına ilişkin bir karardır. AİHM hiçbir kararında şiddet içermeyen ifadelerin düşünce ve ifade hürriyeti kapsamı içerisinde kaldığını belirtmektedir. Twitter üzerindeki bir tartışmanın kamu düzenini bozmadığı açıktır. Beraat kararı verilmesi gerekir” dedi.
Avukat Efkan Bolaç: “Twitter’da kamu düzeni bozulmaz”Efkan Bolaç, “AİHM’nin 10. maddesine yönelik vermiş olduğu kararlara göre bir düşüncenin şiddet ve nefrete çağrı ve teşvik olmadığı sürece dile getirilebileceğini ve özgürlük kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini söylemektedir. Twitter kamu düzenini bozan bir araç değildir, CMK 223 gereği beraat talep ederiz” dedi.
Fazıl Say: “Avukatlarımın beyanlarını kabul ediyorum”Hakimin son sözünü sorması üzerine Fazıl Say, “Avukatlarımın beyanlarını kabul ediyorum” dedi. Mahkeme ara kararını açıkladı. Ara kararda avukatların Fazıl Say’ın turneleri gerekçesiyle duruşmaya katılım zorunluluğunun kaldırılması yönündeki talebi kabul edildi. Duruşma 18 Şubat tarihine ertelendi.
Mahkemenin açıkladığı ara karar şu şekilde:
* Davacı Ali Emre Bukağılı ve Orkun Şimşek’in katılan olarak kabullerine,
* Katılan vekillerin vekaletnamelerindeki eksiklikleri giderdikten sonra vekillikleri hususunda karar verilmesine,
* Avukat Meltem Akyol, Efkan Bolaç ve Taylan Tanay’ın sanık müdafii olarak kabullerine,
Sanık müdafi olarak katılan ancak yetki belgesi ve vekaletname sunmayan avukatlara yetki belgesi veya vekaletname ibraz etmeleri için süre verilmesine,
* Müşteki tarafın sanığın tweet atıldığı tarihte takipçileri olup olmadığı hususunda varsa belgelerin sunulması için süre verilmesine,
* Sanık müdafiinin talebinin kabulu ile sanığın duruşmalardan bağışık tutulmasına,
* Duruşmanın 18 Şubat 2013 günü saat 10:00’da görülmesine karar verildi.”
fazilsay11.jpg
Orhan Aydın: "Bu dava 21. yüzyılın kara davasıdır"Duruşmanın bitiminin ardından Fazıl Say'a destek olan sanatçılar açıklama yaptı. Sanatçılar Girişimi adına konuşan Orhan Aydın, "Bu dava 21. yüzyılın kara davasıdır. Bu algımızın değişmediğini duruşmayla da gördük. Mahkeme 18 Şubat'a ertelendi. Hukuksuzluğun yaşandığı ülkemizde delil diye hangi belgeler toplanacak? 21. yüzyılın yetiştirdiği önemli sanatçı Fazıl Say'a açılan davayı şiddetle reddediyoruz" dedi.
"Hepimiz Fazıl'ız"Davacıların ve avukatlarının Fazıl Say'a yönelik hakarete varan sözlerine de tepki gösteren Aydın, "Hukuksuzluğun bittiği eşit, özgür, demokratik bir Türkiye istiyoruz" dedi. Açıklama, "Fazıl Say bizimdir bizim kalacak", "Hepimiz Fazıl'ız" sloganlarıyla sona erdi.
(soL - İstanbul)

14 Ekim 2012 Pazar

AKP’nin Taksim’i yağmalama, insansızlaştırma projelerine karşı bir araya gelen Taksim Dayanışması'na SANATÇILAR GİRİŞİMİ olarak destek verdik..



AKP’nin Taksim’i yağmalama, insansızlaştırma projelerine karşı bir araya gelen Taksim Dayanışması, Taksim Meydanı’nda gerçekleştirdiği eylemde Taksim’in yok edilmesine izin vermeyeceklerini bir kez daha ilan etti.
AKP eliyle Taksim’i insansızlaştırmak, ranta açmak, yağmalamak amacıyla hayata geçirilmesi planlanan Taksim projesine karşı bir araya gelen yüzlerce kişi Taksim’i sahipsiz bırakmayacaklarını ilan etti. Taksim Meydanı’nda eylem gerçekleştiren Taksim Dayanışması bileşenleri, “Taksim bizim, İstanbul bizim” sloganlarıyla Taksim projesine karşı mücadele çağrısında bulundular. Sanatçı Bilgesu Erenus da şarkılarıyla eyleme destek verdi.
“Taksim ve Gezi Parkı toplumsal belleğimizden kazınacak”TMMOB’a bağlı meslek örgütleri, DİSK, KESK’e bağlı sendikalar, TKP, ÖDP, CHP, Halkevleri siyasi parti ve kitle örgütleri, Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi, Sanatçılar Girişimi ve kentsel dönüşüme karşı mücadele eden mahalle örgütlerinin oluşturduğu Taksim Dayanışması adına ortak açıklama yapıldı.
Açıklamada, “Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nı yok ederek toplumsal belleğimizden kazıyacak olan ve halen yargıda olan bu proje, çağdaş meydan düzenlemesi, ulaşım planlaması ilkelerinden bilim ve teknikten uzak, koruma ve hukuk kuralları ihlal edilerek ve ilgili kurullar baskı altına alınarak yürütülmektedir” denildi.
“Sokak sokak yıkımlara karşı birlikte mücadele edilmeli”“Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi” adı altında yapılmak istenen müdahaleyle Beyoğlu ve Tarlabaşı’nın sermayenin emrine sunulduğu, gerçek sahiplerinin yerlerinden yurtlarından edildiği belirtilen açıklamada, “Ülkemizde afet bahanesiyle sokak sokak yıkımları öngören kentsel dönüşüm projelerine karşı ancak bu meydandan yayılacak dayanışmanın gücüyle ve birlikte mücadele edilebilir” vurgusu yapıldı.
“Taksim’e kazma vurdurtmayacağız”Açıklamada projenin acil olarak durdurulması ve Taksim’in sahip olduğu sosyal, tarihi, toplumsal, kültürel, ekolojik değerlerinin korunması gerektiğinin altı çizilerek, “Taksim Meydanı’nı yok edecek planlarınızı projelerinizi derhal geri çekiniz. Takim’e kazma vurdurtmayacağız” ifadelerine yer verildi.
Mimarlar Odası Başkanı: “Yağmaya, talana karşı mücadelemiz sürecek”TMMOB Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu söz alarak, “İnsanlarımızın zindanlara atıldığı, Suriye’de savaşa sürüklendiğimiz ortamda Taksim için bir araya geldik. Taksim cumhuriyetin, demokrasinin simgesidir. AKP karanlık kapılar arkasında koruma kurullarına dayatmayla imzalattığı yağma projesini uygulamak istiyor. Taksim’in değerlerini yok etmek için bilim, hukuk, insan hakkı normlarını yok sayarak kentsel savaş açıyorlar. Kınıyoruz! Ortaçağ karanlığına, yağmaya, talana karşı mücadelemiz devam edecek” diye konuştu.
Şehir Plancıları Odası Başkanı: “Bu projelere karşı çıkacağız”TMMOB Şehir Plancıları Odası İstanbul Şube Başkanı Tayfun Kahraman, “Bu projeyle siyaset Taksim’e el uzattı. İBB’den plan değişikliği geçti, Taksim’i emeğin meydanı olmaktan çıkarmak istiyorlar. Balat, Tarlabaşı’nda da aynısı yapılıyor bu projelere karşı çıkmaya devam edeceğiz” dedi.
“Taksim’i geri verirsek geleceğimiz vermiş olacağız”DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Önder Atay, “1 Mayıs’ta gene buradayız, eğer isterlerse 364 gün buradayız. AKP gerici, emperyalist, sömürücü rejimi tesis ediyor. Taksim ilerici, özgür Türkiye’nin kalbidir. Taksim’i verirsek geleceğimizi vermiş olacağız” diye konuştu. Beyoğlu Sivil Toplum Kuruluşları adına söz alan Mine Özer de, “Taksim geri dönüşü olmayan bir sürece sokuluyor. Müzakere ve demokratik katılımla istişareler yapılmalıdır” dedi.
Cumhuriyet caddesinde insan zinciriAçıklamaların ardından proje gereği ilk kazmanın vurulacağı Cumhuriyet caddesinde insan zinciri oluşturuldu. Bir süre devam eden insan zinciri eylemi Taksim projesine karşı mücadelenin artarak süreceği ilan edildikten sonra sonlandırıldı.
(soL – İstanbul)
                                                                      Orhan Aydın
Canan Sezenler Orhan Kurtuldu Bilgesu Erenus Orhan Aydın

                                                                          Bedri Baykam
http://haber.sol.org.tr/kent-gundemleri/taksim-dayanismasi-taksimi-yagmalatmayacagiz-haberi-60915


9 Ekim 2012 Salı

RADYO EVİMİZİ VERMİYORUZ‏


Sanatçılar Girisiminden Orhan Kurtuldu, Edip Akbayram ve Canan Sezenler  RADYO EVİMİZİ VERMİYORUZ  diyen radyo sanatçılarının düzenlediği eyleme destek verdi. 






Taksim için Taksim’e! 14 Ekim 2012, saat 14:00..




Şimdi de Taksim için Taksim’e!
Çağdaş ve demokrat bir ülkede kabul edilemez karar mekanizmaları, yayalaştırma adı altında dalış rampaları ve istinat duvarlarıyla yayaların meydana erişimini engelleyen Taksim projesi ve gezi parkını yok edecek Taksim Kışlası’nın ihyası projesi ile yeniden karşımıza çıkmış, süreç tüm itirazlara ve devam eden davalara rağmen hızla son aşamasına getirilmiştir.
Bilimsel, teknik ve demokratik süreçler çalıştırılmadan kamuoyuna sunulan meydan düzenlemesinin geri dönülmez yanlışlara yol açacak olması bizleri bir araya getirmiş ve Taksim Meydanı’na sahip çıkmamızı gerektirmiştir.
İlan edilen, aslında “betonlaştırma”, “insansızlaştırma” ve "kimliksizleştirme” projesidir.
Taksim kentimizin en önemli kamusal alanı olarak, tüm bayramlarımızı, şenliklerimizi, sevinçlerimizi, tepkilerimizi ve hak taleplerimizi dillendirdiğimiz emek ve demokrasi meydanımızdır.
Bizler, 1 Mayıs için, barış için, özgürlük için, demokrasi için, eşitlik için, buluşmak için, şampiyonluk için, yılbaşı için… Taksim’e çıktık.

Şimdi de Taksim için Taksim’e!
14 Ekim 2012, saat 14.00

Projenin oldubittiye getirilmeden, acil olarak durdurulmasını talep ediyoruz.
Taksim Meydanı’na hep birlikte sahip çıkıyoruz.
Taksim’e kazma vurdurmayacağız!
Çünkü Taksim hepimizin!
TAKSİM DAYANIŞMASI

8 Ekim 2012 Pazartesi

En büyük talana beş kala…


5 Ekim günü, 35 ilde aynı anda patlatılan dinamitlerle tüm ülke inşaat çöplüğüne dönüştürüldü.
AKP kentsel dönüşüm adıyla ranta açtığı her yerde kamu mallarını, mahalleleri, sokakları, dereleri, su havzalarını, ormanları ve kültürel dokuları yerle bir ediyor.
Cumhuriyet tarihinin en büyük yağması olan bu yıkım, yasa tanımazlığında önemli bir belgesi.
Meselenin kanunsuzluğunu kanıtlamak için yola çıkan hiç bir sivil toplum örgütünün, bireyin ve partinin yargıya başvurma hakları yok!
Talan edilecek kentlerin içinde, İstanbul ilk sırada.
Haydarpaşa, Galata, Taksim ve tam 40.000 konutun yerle bir edilip, 60.000 insanın sokağa atılacağı Beyoğlu- Okmeydanı mahallesi, ‘dönüşüm’ adıyla yeni sahipleri için çoktan paketlendi!
Taksim Meydanı, yalnız İstanbul’un değil ülkenin ortak belleği olsa gerek.
“Taksim yayalaştırma düzenlemesi” adıyla yapılacak yıkım için gün sayılıyor.
Koruma Kurulu yıkıma direniyor, ortada alınmış ve açıklanmış bir karar yok!
Ancak, anlaşılan birilerinin çok acelesi var.
‘Oldu-bitti’ denip, proje basına servis ediliyor.
Koruma Kurulu kararı beklenmeden iş Kalyon İnşaat’a ihale edildi bile.
Gezi Parkı’nda bulunan ağaçların bir kısmı ‘budanma’ adıyla yok edildi.
Aylardır bu ağaçlara su bile verilmiyor, çevre temizliği yapılmıyor, her gece Belediye ekiplerince yıkanıp temizliği yapılan Taksim’e aylardır el sürülmüyor.
Esnaf’ın ve çevrenin çöpleri alınmıyor.
Bugünlerde buraya yolu düşenler kentin merkezini pislik götürdüğünü görebilirler.
Anlayacağınız meydan ve çevresi, çoktan gözden çıkarılmış!
Gezi Parkındaki çay bahçeleri işletmecilerine, Talimhane tarafındaki dükkân sahiplerine hiç bir yasal karşılığı olmayan tebligatlar iletiliyor. Tebligatlar, yıllardır burada hizmet üreten insanları ‘işgalci’ sayıyor.
15 Ekim son gün!
‘Eğer çıkmazsanız başınıza yıkarız’ anlamı taşıyan bu tebligatlara Esnaf reaksiyon gösteriyor, dinleyen yok.
Tebligatlara itiraz hakkı yok.
Esnaf çaresiz ve sahipsiz!
Olup bitenlere halk desteği hiç yok.
Susuluyor, susuluyor, susuluyor.
Yani vurgun vuranın olacak, talan ise yapanın yanına kâr kalacak.
Toplam 551 ağaç kesilecek, alanı ayakta tutacağı söylenen onlarca beton kazık üstündeki Taksim belleğini yitirip demir yığınlarına esir edilecek, insanlar ‘yayalaştırma’ adıyla dehlizlere doğru yolculuk edecek, Topçu Kışlası adıyla bir ucube alış-veriş merkezi ve ‘zarif bir cami’ kılıfıyla bir cami, meydanın orta yerine kondurulacak.
Tam 1 yıl süreyle Taksim ve çevresinde hayat duracak.
Meydan, tüm gösteri-basın açıklaması ve yürüyüşlere sonsuza kadar kapatılacak.
Tarlabaşı, Tepebaşı, Talimhane, Harbiye, Şişli, Beyoğlu, Cihangir ve Gümüşsuyu bölgelerine ulaşım, işkenceye dönecek.
Bu bölgelerde yaşayan insanlar kışın kar, yağmur, çamur ve trafik ile boğuşurken, olası bir depremde toplanma yeri olarak belirtilen Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nda şantiyenin ortasında kalakalacaklar.
Taksim’in yıkım ve talan kararı, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nden oy birliği ile çıktı.
Bunun adı, AKP ile birlikte CHP ve Büyükşehir Belediye Meclisi’nde üyesi olan tüm partilerin, İstanbul halkına kazıklı hediyesi olsa gerek!
“Bu kazıklar halkın belleğine çakılan kazıklardır” diyerek reddedenler ve “Taksim’in taksim edilmesine hayır” diyenler, 14 Ekim saat 14.00’da meydanda olacağız.
Bekleriz.

Orhan Aydın


http://haber.sol.org.tr/yazarlar/orhan-aydin/en-buyuk-talana-bes-kala-60647

Yazılı medyada yazarın izni olmadan yayınlanamaz..

Sanatçılar Girişimi Taksimdeydi..‏


Taksim Gezi Parkı'nda sanatçılar, işletme sahipleriyle bir araya geldi

Taksim projesi nedeniyle gezi parkı etrafında tahliyesi istenen işletme sahipleri ortak bir basın açıklaması düzenleyerek mağduriyetlerinin giderilmesini talep etti.
Taksim Gezi Parkı'nı da kapsayan projeyle birçok işletmeden tahliyelerin de istenmesi işletme sahiplerinin tepkilerine neden oldu. Parkta yapılan basın açıklamasına TMMOB temsilcileri ve bazı sanatçılar da katılarak destek verdi.
İşletme sahipleri: "Kanunlar çiğneniyor"İşletme sahipleri adına açıklama yapan Musa Yantir, 20 yıldır gezi parkında yapılmak istenen inşaatlara koruma kurullarının yeşil alan ve tarihi doku gerekçesi ile izin verilmediğini bugün ise bu kanunların çiğnendiği belirtti. Proje süreci başladığından beri gezi parkındaki işletmelerin önlerinin düzenlenmesinin kasıtlı bir şekilde ihmal edildiği söyleyen Yantir, bu şekilde topçu kışlası için kamuoyu desteği sağlanmaya çalışıldığını ifade etti.
Orhan Aydın: "İnsan haklarına aykırı"Sanatçı Orhan Aydın, "Bu 21. yüzyıl Türkiye'sindeki yasa tanımazlığın kanunsuzluğun en temel örneklerinden bir tanesidir. İnsanları işgalci sayarak dükkanlarını boşaltmalarının istenmesi insan haklarına aykırıdır" diye konuştu.
"Halkın can güvenliğini çöpe atıyorsunuz"Gümüşsuyu bölgesinin olası bir deprem sonrasında toplanma alanı olduğunu hatırlatan Aydın, "Ne oldu bunca halkın can güvenliği bunu da mı çöpe atıyorsunuz" dedi. Aydın, konu ile ilgili 14 Ekim'de yapılacak olan kitlesel basın açıklamasına da katılım çağrısında bulundu.
Bedri Baykam: "Halka sordunuz mu?"Sanatçı Bedri Baykam da, "Bu kararı alırken halka sordunuz mu? Her tarafı bir rant alanına çevirmeye çalışıyorlar. Burası aynı zamanda cumhuriyetin kalbine müdahaledir. Cumhuriyetin simgeleri adım adım yok edilmeye çalışılmaktadır" dedi.



6 Ekim 2012 Cumartesi

Basın Toplantısı duyurusu..

Taksim Yayalaştırma ve Topçu Kışlası Projeleri kapsamında tahliye edilmek istenen Taksim Esnaflarının yapacağı Basın Toplantısının bilgileri
aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.. Katılımlarınızı bekliyoruz..

Yer: Aspen Cafe (THY Bilet Satış Ofisi Yanı )-Taksim

Saat: 13.00

Tarih:  8 Ekim 2012- Pazartesi


1 Ekim 2012 Pazartesi

Bedri BAYKAM'ı öldürmeye teşebbüs davasının 1Ekim 2012 tarihli duruşmasındayız.


Bedri Baykam'ı öldürme teşebbüsüyle yaralama davasını izlemeye gelen Sanatçılar Girişimi katılımcıları ve diğerleri:
Recep Bakır/ CHP il YK, Saim Canatan, Orhan Kurtuldu, Ataol Behramoğlu, Av Şükran Tezel, Bedri Baykam, Canan Sezenler, Mehmet Diribaş/ CHP il YK, Öykü Eras